canlarim12345.sitemynet.com
ANASAYFAM 1. SINIF ÇALIŞMALARI 5. SINIF ÇALIŞMALARI ATATÜRK KÖŞESİ REHBERLİK ODASI KİŞİSEL SAYFAM RESİMLERİMİZ LİNKLER SAYFAM

REHBERLİK ODASI

gif10.gif

Etkili Sınıf Yönetimi
İçin Öneriler


*** Anlamlı iletişim kurun, nasihat verir gibi konuşmayın.

*** Öğretime öğrencilerin başarılı olabilecekleri konularla başlayın.

*** Güvenli ve esprili bir görüntü verin.

*** Vereceğiniz derse iyi hazırlanın.

*** Öğrencilerden beklentinizin yüksek olduğunu belli edin.

*** Yönetim ve sınıf kontrolü konusunda sinirlenmeyin.

*** Öğrencilere yanlışları konusunda nasihat etmeyin.

*** Alaycı davranmayın.

*** Uzun anlatımlar yapmayın.

*** Sabırlı olun.

ÖZGÜRLÜĞÜ KAPIDAN GEÇİREBİLMEK

*Bazen insanları hafife almak için "Çocuk gibisin, çocuk gibi davranıyorsun" denir ya. Bu hikayeden sonra çocuk gözüyle bakmanın basit olmadığını anlıyor insan. *

*Babası İspanya'nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir
hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını
ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi. Yine bir ziyarete
giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapishane kurallarına
göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi
yasaktı.
Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta
yırtmışlardı... *

*Çok üzülmüştü küçük kız. Babasına söyledi bunu, o da "üzülme
kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?" dedi.

*Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip
götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti.
*Babası keyifle resme baktı ve sordu: "Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu!
Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?"*

*Küçük kız babasına eğilerek, sessizce şöyle dedi : *
Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların
gözleri!..." *

butterfly1.gif

BİR ÖYKÜ

Genç bir adam, işlediği bir suçtan dolayı hakim karşısına çıkarılmış. Hakim onu çocukluğundan beri tanıyormuş ve ünlü bir yazar olan babasıyla da tanışıyormuş.
Hakim:
"Babanı hatırlıyor musun?" diye sormuş.
Bu soruya:
"Onu oldukça iyi hatırlıyorum." şeklinde cevap vermiş genç adam.
Suçlunun vicdanını yoklamaya çalışan hakim şöyle demiş:
"Mahkûm edilmek üzereyken ve şu anda mükemmel bir insan olan babanı düşünürken, onun hakkında net olarak ne hatırladığını anlatır mısın?"
Bir sessizlik olmuş.Daha sonra hakim beklenmedik bir cevap almış.
"Konuşmak için yanına gittiğimde, yazdığı kitaptan başını kaldırarak bana baktığını ve "Çek git başımdan; çok meşgulüm!" dediğini hatırlıyorum.
Ona arkadaşlık etmek için yaklaştığımda bana dönerek: "Çek git başımdan oğul; bu kitabı bitirmeliyim!" derdi. Hakim bey, siz onu büyük bir yazar olarak hatırlarsınız; fakat ben onu kaybedilmiş bir arkadaş olarak hatırlıyorum."
Hakim kendi kendine söylenmiş:"Yazık! Kitabı bitirdi ama oğlunu kaybetti!"

Zig Ziglar'dan

butterfly1.gif

SEVGİLİ ÇOCUĞUM,

Haydi! Yeni yılda aşağıdakileri uygula. Göreceksin, hayatındaki birçok şey daha iyi olacak.
Önce zamanı iyi kullanmayı öğren. Program yap,bunun için öğretmenlerinden ve evdekilerden yardım iste.
Akşam yattığında çok şey yaptım diyebilmen için hızlı hareket et.(çabuk giyin,çabuk yıkan,çabuk toplan).
Gününe daima büyük bir gülüş ve günaydınla başla.
Teşekkür sözcüğünü kullanmayı, seninle konuşulurken dikkatle ve konuşanın gözlerine bakarak dinlemeyi unutma.
Programlı ol, dersini asla yarına bırakma.
Kitap okumaya devam et, seni asıl özel yapacak olan o!
Kendine, eşyana, arkadaşlarına özen göster.
Ev hayatına, ufak tefek işlerle katıl. Yatağını, odanı topla. Pazar sabahı kahvaltı hazırlama gibi...büyüdüğünü davranışlarınla göster.
Arkadaşlarına sevgi ile yaklaş, çözemediğin konularda büyüklerinin yardımını iste.
Yaşadığın ev ortamını, geldiğin okulu, sana verilenleri düşün ve şanslı bir çocuk olduğuna inan.
Senden hepimizin tek isteği: Neşeli,çalışkan,sevgi dolu, programlı,başarılı bir çocuk olman,öğrendiklerini uygulaman ve başkalarına aktarman. Bunu yapabileceğini biliyor, seni destekliyoruz.

Uygula ve sen de hepimize göster.


butterfly1.gif

ÇOCUKLARDAN ÖĞRENİN

HOŞÇA VAKİT GEÇİRMEYİ,
(Çocuklar hoşça vakit geçirmeyi iyi bilirler. Çoğu kez nedensiz olarak gülerler, çünkü gülmek hoşlarına gider. Siz de onlarla gülün, onlarla eğlenin.)

SONUNA KADAR KARARLI OLMAYI,
(Çocukların kararlılık konusunda üstlerine yoktur. Çocuklar bir şeyi istediklerinde elde edene kadar vazgeçmezler.)

İÇTEN VE ÖNYARGISIZ DAVRANMAYI,
(Çocuklar hiç bir konuda kötü niyet taşımazlar ve önyargısızdırlar. Onlara güler yüzle ve sıcak davranan herkesi olduğu gibi kabul ederler.)

ÇOCUKLARDAN ÖĞRENİN ! ! !

butterfly1.gif

EN İYİSİ

Dağ tepesinde bir çam olamazsan
Vadide bir çalı ol; fakat
Dere kenarındaki en büyük çalı sen olmalısın;
Ağaç olamazsan çalı ol.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol.
Bir yola neşe ver;
Bir mis çiçeği olamazsan bir saz ol,
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya
mecburuz,
Burada hepimiz için bir şeyler var.
Yapacak büyük işler var, küçük işler var.
Yapacağımız iş, bize yakın olan iştir.
Cadde olamazsan patika ol,
Güneş olamazsan yıldız ol.
Kazanmak veyahut kaybetmek ölçü ile değildir.

butterfly1.gif

E y v a h !

Çocuğum bÜyÜyor !

YaRdıM eDiN !

L Ü T F E N !

İLKÖĞRETİMDE ÖĞRETMENİ BAŞARIYA GÖTÜREN YOLLAR

Öğretmen Dilimizi Çok Güzel Kullanmalı:

Öğretmenlikte başarılı olabilmek için, dilimizi çok güzel ve etkili kullanmak gerektiğine inandım hep. Kendimizi ve istediğimizi iyi anlatamazsak, hem zaman kaybederiz, hem başarılı olamayız. Hani bir atasözümüz vardır; "Tatlı dil , yılanı deliğinden çıkarır." diye. Çocuklara karşı kullanacağınız dille, onların hoşuna gideceği sözlerle, çocuklara istediğinizi yaptırmak, onları programın istediği şekilde yönlendirmek inanın hiç zor değil. Önemli olan ; nerede, neyi, hangi kelimelerle ve nasıl söylemek gerektiğini bilmek. Hatta kullanacağınız ses tonu bile çok önemli, etkili olmada. Bir öğretmenin kelime haznesi ne kadar zengin olursa, dilimizi ne kadar etkili kullanırsa ,öğretimde o derece başarılı olur. Neyi, nasıl ve öğrencinin anlayabileceği hangi kelimelerle anlatacağını bilir. Çocuğu istediği yere yönlendirebilir.

Bunu kazanmak için de, öğretmenin çok okuması gerekir. O nedenle vakit buldukça okudum. Ne olursa. Bazen bir takvim yaprağında aradığımı buldum, bazen bir karikatürde, bazen bir tekerlemede, hatta bir şiirde. Okuduğum, bir öğretmenin anısında anlattıklarından bile birşeyler yakalamaya çalıştım ve yakaladım. Okuduklarımda bana verilen mesajları doğru algıladım. Öğrendiğim her şeyi, hep not aldım. Bana, öğrendiklerimi hatırlatacak kısa cümlelerle yazdım. Sık sık bunlara başvurdum. Günlük bir iki gazeteyi takip ediyor olmak bile, bana yardımcı oluyordu . O derste işlediğimiz konu ile ilgili bir haber, bir köşe yazısı vardı hafızamda. Derste, okuduğum gazete yazısı, bildiğim bir fıkra bile bana bir kaynaktı. İşte bu okuduklarım ve hafızama kaydettiklerim; öğrencilere istediklerimi, en kolay bir şekilde, fazla zaman harcamadan ve onları sıkmadan vermeme yardımcı oluyordu.

İlçemizin kütüphanesinde eğitimcilerin, özellikle Köy Enstitüsü eğitimini almış yazarlarımızın kitaplar vardı. Bu kişiler, öğretmenlik yıllarını, o yıllarda köylere götürdükleri hizmetleri, aldıkları sonuçları anlatıyorlardı. Bu kitapların büyük bir kısmını okudum. Köy Enstitülerinin kapatılmasının, yurdumuz için ne kadar büyük bir kayıp olduğunu anladım. Bizim yaptığımız öğretmenliğin ne kadar basite indirgenmiş olduğunu üzülerek kabul ettim.

Okuduğum bu kitapların her birinden çok şeyler aldım, eksiklerimi gördüm, daha neler yapabileceğimi anladım. Bunlar benim rehberim oldu. Kütüphaneye gitmeyi, süreli yayınların en azından birkaç tanesini takip etmeyi alışkanlık haline getirdim. Genel kültürüm arttıkça, kelime haznem zenginleştikçe, öğrencilerime daha iyi hitabedebildiğimi, onlara daha kolay ulaşabildiğimi, onları daha iyi etkileyebildiğimi anladım. Bu durum, öğrencilerimi ve beni başarıya götürdü.


Değerlendirme Çalışmaları:

Başarılı olmamda diğer bir etken ise, değerlendirme çalışmalarına gerektiği kadar önem vermemdi. Biliyorsunuz değerlendirme; yaptığımız çalışmaların, hedeflediğimiz davranışlara bizi ne derece götürdüğünü saptamak için yaptığımız etkinliktir. Eğitim ve öğretimin son ama en önemli basamağıdır. Öğrencilerin neyi, ne kadar öğrendiklerini, neleri niçin öğrenemediklerini , bu değerlendirme çalışmalarıyla saptamak gerekir.

Her dersin sonunda, ünite aralarında ve ünite sonunda değerlendirme yaptım. Öğrenci ödevlerini, değerlendirme çalışmalarıma hizmet edecek şekilde hazırladım. O gün işlediğimiz konunun ne derece öğrenildiğini tespit etmek için, konu ile ilgili ödev verdim. Verdiğim ödevi mutlaka, hem de titizlikle kontrol ettim. En küçük yanlışlarını asla affetmedim. Her ödevin kontrolü bittikten sonra; -gerektiğinde-veliyi ve öğrenciyi yönlendirecek not düştüm altına. Hem veliyi, hem öğrencileri uyardım. Ödev kontrolü, bir nevi değerlendirme çalışmasıydı bana göre. Sık sık, sıkılmadan ve öğrencileri de sıkmadan bu değerlendirmeleri titizlikle yaptım. Ama öğrencilerden önce , kendimi değerlendirdim. Bu bir otokontroldü. Öğrencinin başarısı veya başarısızlığı, aynı zamanda öğretmenin aynadaki yansımasıydı çünkü. Gördüğüm –bana göre- aksaklıkları, karşılaştığım güçlükleri not aldım. Bunların benden mi, uyguladığım yöntemlerden mi, öğrencilerden mi kaynaklandığını bulmaya çalıştım.

Bu konu ile de ilgili kitaplar vardı. Değerlendirme teknikleri ve yöntemlerini bu kitaplardan öğrendim. Öğrendiklerimi uyguladım. Değerlendirme çalışmalarının önemini öğrencilerime hissettirdim. Onların, devamlı kendi kendilerini denetlemeleri gerektiğini ve bunu nasıl yapacaklarını anlattım. Öğrencilerimin akşamları - ben istemediğim halde- evde test çözdüklerini, hatta kendilerine not bile verdiklerini gördüm. Bazıları, kendilerini hangi konularda başarısız buluyorlarsa, o konu ile ilgili sorular üzerinde çalışıyorlardı, kendiliklerinden. Ya da bana gelip, "Öğretmenim ben şu konu ile ilgili problemleri çözemiyorum. Bana anlatır mısınız?" ya da "Ben şu konuya ait problemleri çözemiyorum. Bir tane örnek verir misiniz? Bana bu konu ile ilgili problem verir misiniz ev ödevi olarak?" diyorlardı. Değerlendirme çalışmalarında hem bilinçli, hem istekli idiler. Kısacası ben bir öğretmen olarak, çocuklar da bir öğrenci olarak, değerlendirme çalışmalarına gereken önemi veriyorduk.

Değerlendirme çalışmalarının sonunda ; sınıfça gösterdiğimiz gayretin bizi amaçlara ulaştırdığını görüyordum.Belirlenen hedeflere ulaştığımız görmek, beni hem mutlu ediyor hem de ileride daha programlı ve titiz çalışmaya yönlendiriyordu. Ben doğru yolda ilerliyordum.Daha iyi, daha başarılı olmak için büyük bir istek duyuyordum.Bu isteğimi, öğretmenliğimin son gününe kadar hiç kaybetmedim.

Kısacası, öğretmeni başarıya götüren iyi bir planlama, uygulama ve değerlendirme basamakları kadar; öğrenciyi tanıma, onların seviyesine inebilme, kendilerini motive edebilme de önemliydi. İşte bunun bilincinde olan ve uygulayan bir öğretmenin başarılı olmaması için hiçbir neden yoktu.

BAMBU AĞACI

Bambu ağacının yetiştirmesi, çocuk yetiştirmede olumlu ısrar için güzel bir örnektir.
Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir:
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda hiçbir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yıllarda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede boyu yaklaşık 27 metreye ulaşır.
Akla gelen ilk soru şudur:
Çin bambu ağacının boyu 27 metreye, altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır. Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?


Mutlu çocuk!
Beşik ne büyük geliyor sana;
büyü de, bakalım dünyaya sığabilecek misin?

butterfly1.gif

ZAMANIN DEĞERİ

**BİR YILIN DEĞERİNİ;
TEK DERSTEN KALAN ÖĞRENCİ BİLİR.

**BİR AYIN DEĞERİNİ;
PREMATÜRE BİR ÇOCUK DOĞURAN ANNE BİLİR.

**BİR HAFTANIN DEĞERİNİ;
HAFTALIK DERGİNİN EDİTÖRÜ BİLİR.

**BİR SAATİN DEĞERİNİ;
EVE DÖNMEK ZORUNDA OLAN AŞIKLAR BİLİR.

**BİR DAKİKANIN DEĞERİNİ;
UÇAĞI KAÇIRAN YOLCU BİLİR.

**BİR SANİYENİN DEĞERİNİ;
KAZA ATLATAN KİŞİ BİLİR.

**BİR MİLİSANİYENİN DEĞERİNİ;
100 METREDE GÜMÜŞ MADALYA ALAN ATLET BİLİR.

butterfly1.gif

butterfly1.gif

gulcano3535@gmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın